sakarya nehri üzerine bir yazı dizine girişmek niyetim vardı ne zamandır. şimdi onun vaktinin geldiğini hissediyorum. ama önce sakarya'yı kısaca açıklamam gerek.
sakarya nehri, sakarya havzasından topladığı suları karadeniz'e döküyor. güneybatı'da murat dağı'ndan, kuzeydoğu'da aydos dağı'ndan aldığı suları taşıyor. bu sular, eskişehir sınırları içerisinde sakarya nehri halini alıyor. sonra bilecik-pamukova-geyve-adapazarı yoluyla karadeniz'e karasu'dan dökülüyor.
ankara çayı ve porsuk çayı bu nehrin en önemli iki kolu. porsuk çayı suyunu murat dağı'ndan alıyor. afyon ve uşak sınırlarından topladığı sularını kütahya'yı sulayarak eskişehir'e taşıyor. sonra sakarya nehri'yle birleşiyor. ankara çayı, çubuk,ova ve çölova çaylarından topladığı suları porsuk'tan hemen sonra katıyor sakarya'ya.
sakarya, sündiken dağlarının güneyinden geçerek bilecik sınırlarına giriyor. bu sıralarda rakımı çoktan 130 metre seviyesine inmiş durumda. 2500 metrenin üstündeki kaynaklardan beslenen sakarya, 500 kilometre akmış ve 2400 metre irtifa kaybetmiş durumda. hızlıca akmış. koca dağlardan koparabildiğini koparmış ve getirmiş biriktirdiklerini. bir süre sonra pamukova'ya giriyor. hem bereketi yaratıyor, hem sorunları. sakarya'nın berekete dönüştüğü yerler daha önce de vardı. geçtiği daha önceki yerlerde de tarımı mümkün kılıyordu. ankara'nın ve eskişehrin çorak karasal iklimini yaşanabilir kılan, kütahya'yı büyüten sakarya nehri yüksek platolardan ve yaylalardan geçiyor buralarda. ancak pamukova'yı düşününce buralara getirdiği bereket kısıtlı.
pamukova, türkiye'nin en verimli ovalarından biri. rakımı, iklimi, sulaması çok müsait tarım yapmaya. bir çukurova değil ancak çukurova'nın yüzyıllardır ağalar şirketler ve sair gibi büyük işletmecilerin elinde olduğu durumdan çok uzak. pamukova benim gördüğüm ovalar içerisinde insanların kendi üretimlerini yaptığı en verimli ova.
pamukova, katırlı dağlarıyla başlar samanlı dağlarıyla biter. bu ikisi arasındaki çukuru sakarya'nın karadeniz'e ulaşma aşkıyla yıllarca doldurmasıyla oluşur. pamukova ne zaman gitsem tehlikelidir. türkiye'deki büyük tren kazalarının çoğu pamukova'da yaşandı. ne zaman arabayla otobüsle geçsem pamukova'dan, hep korkarım. her seferinde kazalar görür, her seferinde kazalar atlatırım. pamukova'nın marmara'yı akdeniz ve iç ege'ye bağlayan yolları her zaman virajlı ve sislidir. biz istanbullular pamukova'yı hep gece geçeriz. geceleri pamukova'da hep sis olur. pek çok hayat son dakikalarını bu yolda yaşadı. pamukova bu yüzden ölüm ovasıdır bana göre. oradan geçerken bir türlü uyuyamam.
ben bunları anlatırken geyve boğazı'ndan kurtulan sakarya, adapazarı ovası'na kavuşur arifiye civarında. rakımı 50 civarındadır bu sırada. binlerce yılda sapanca'yı doldurmuş, adapazarı ovasını samanlı dağları'ndan ta karadeniz'e kadar doldurmuştur sakarya. sakarya bu saatten sonra tehlikeleri ve oyunları bırakır, safi bereket halini alır. türkiye'nin en büyük şehirlerinden birini besler. menderesler çizerek yavaşça binlerce yıldır seviştiği karadeniz'e hala büyük bir istekle ulaşır. ona göller yöresi'nden, çankırı'dan, uşak'tan hediyeler getirir.
bu yazı dizisinde bir sonraki yazı: cumhuriyet için sakarya.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder