13 Aralık 2014 Cumartesi

dağları neden severim?

maltepe'de büyüdüm. ormanla, araziyle, marmara deniziyle iç içe bi çocukluğum oldu. büyüdükçe o denizin ardına gitmeye heveslendim. gittim de. geceleri balkonumdan karşıdaki dağların arkasındaki dağları izlerdim. neden bilmem, dağlar beni en çok etkileyen manzaradır. sanırım dağların olmadığı yerde yaşayamam. bu dünyadaki en sevdiğim manzaralardan biri, köydeki evimizin manzarasıdır. ormanın içinden, karşıdaki dağlara, üstündeki ışıklara, arkasındaki sıradağların sivri tepelerine bakar bakar dururum. küçükken pek umurumda olmazdı arkadaki dağlar. ama yine de karşıdaki ışıklar beni çok etkilerdi. yani gecenin körü, birbirinden uzak üçer ışık öbek öbek. sıkılmaz mı insan? yalnız olmaz mı? başkasına ihtiyaç duymaz mı?

***

o vadiden, bir de yol geçer. o yolun kenarındaki ilçelerde insanlar geceleri yolu izler. kamyonlar doğudan batıya, batıdan doğuya gider gelir. çoğu yük, kimi kamyonlar kavun taşır. cahit külebi buralardan, bu yamaçlardan o yola bakıp o şiiri benim lokasyonuma yakın bir yerden, aynı manzaraya, yaklaşık duygularla yazmış. ben de yıllar yılı her gittiğimizde o manzarayı izledim durdum.

kamyonlar kavun taşır, ben de hep birilerini düşünürdüm. tıpkı cahit külebi gibi. benim pek şiir yazma becerim yoktur. ama anlama yeteneğim iyidir. onun gibi şiir yazamasam da hissettiklerini anlayabiliyorum.

kamyonlar yine kavun taşır
fakat içimdeki şarkı bitti.

***

lafı böldük. konuya dönelim. bazı insanların özel bir becerisi vardır. hareketsiz bir manzaraya uzun uzadıya bakabilirler. zerre sıkılmazlar. ben hep bu insanlara hayran olurdum. benim içimdeki şarkı bittiğinde ve köye gittiğimde ben de artık o insanlardan biri olduğumu fark ettim. oturdum, uzun uzun dağları izledim. hatta bu entriyi de geçen sene köye gittiğimde yazmıştım. bugün ben de o dağların insanlarından biriyim. dağlardan kopamayan, sürekli dağlara dönmek isteyen, bir gitti mi tadını unutamayan biriyim. damağımda her gittiğim dağın tadı kaldı. samanlı, uludağ, mimas, canik, babadağları, katırlı. daha bir sürüsü.

her gittiğim dağda daha bir ikna oluyorum ne kadar küçücük ve geçici olduğuma. bağlarbaşı'nda oturuyorum, sıkılınca çamlıca'ya çıkıyorum. itiraf edeyim, çamlıca hiç sevmediğim dağlardan. annemlere gittiğimde haftasonları, soluğu aydos'ta alıyorum. aydos da istanbul'un en sevdiğim köşesi. arada vaktim olursa samanlı dağları'na gidiyorum. kısmetse haftaya değil sonraki haftaya çadırımı şu güzergaha, güzel bir manzaraya kuruyorum. bir de ateş yakar, uludağ'ı izlerim. ne yapayım, samanlı dağları şu dünyada en sevdiğim yer. içimde bu köşesini de sevecekmişim gibi bi his var.

bu yazı berbat ötesi oldu. farkındayım. zaten okuyan eden de yok. sadece bir iki taslağı birleştirip taslak havuzunu eritmek istemiştim. ileride belki baştan yazarım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder