yazmak üzerine yazı yazdık. klasik, hatta klişe bir şekilde ilk yazıydı üstelik. sıra geldi okumak üzerine.
yazamamak gibi, okuyamamaktan da mustaribim ne zamandır. roman okuyamayalı çok oluyor. öykü yok, makale yok, ödevler yok. mailler bile yok. ne zamandır bana atılan mailleri, mesajları okuyamıyorum. okumak istemiyorum. bir şeylerden haberim olsun istemiyorum mu acaba?
okuyabildiğim tek şey tivitlerdi uzun süre. şimdi bloglarda yazılmış yazıları okuyabiliyorum. hatta bu yazılardan yazabiliyorum. nasıl desem, okumak pek iyi olmadı benim için. eski yazıklarımı okuyup üzlüyorum. bazen çok boş şeyler düşünüp yazdığıma üzülüyorum, bazen de eskisi gibi heyecanlı ve etkili yazamadığım için üzülüyorum.
bu kadar mühim değil aslında bunlar. sonuçta ben -en azından bir süredir- güzel kadınlar ve güzel manzaralar için yaşıyorum. derdim manzaraları anlatmak değil. bu yüzden fotoğraf çekmem. derdim kadınları anlatmak da değil. güzel bir manzarayı nasıl anlatırsın ki? anlatamazsın. ya da güzel bir bacağı, kıvrımlı bir beli izah edebilir misin? edemezsin. bunlar meram değildir, bunlar izah edilemez. sadece hissettiklerini izah edersin, ki bunlar safsatadan başkası değil. öznel şeyleri anlatmanın hiçbir değeri yok. kim ne yapsın benim hissettiklerimi? ben ne yapayım senin hissettiklerini? yine klişe olacak ama, "bana balık verme, balık tutmayı öğret" gibi düşünmek gerek.
eskiden ben insanların değerlerini entelektüel seviyeleriyle ölçmeye çalışırdım. sanırım bu aldığımız sosyalist-pozitivist eğitimden. bu cümle çok tartılşılabilir ama oraya çok sonra gelmek, ayrı bi yazı yazmak gerek. devam edelim. şimdilerde insanların değerlerinin bu tip nesnel ölçütlerle belirlenmesinin imkansız olduğunu savunuyorum. bir poppercıdan duyduğunuz bu sözler garip gelebilir. ama popper'ın da bana katılacağından eminim.
hakikat nesneldir, bu yüzden hakikattir. insanlar bu yüzden denerler. bu yüzden bilim yaparız. ben hakikatleri anlatmalıyım. zaten başka bir şey anlatılırsa eğer, o yazı değersizdir. hakikatler aktarılmalıdır. bu yüzden güzel bir kadını gördüğümde hissettiklerim hiçbir şekilde hakikatin bir parçası değildir ve anlatmaya değmez.
gibi gibi. okumak dedik konu nereye geldi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder